Nostaljik bir yolculuk-Trenle VAN

Tarihi yerinde görmek ve öğrenmek adına, bayram tatilinden de faydalanarak nostaljik bir trenle, yolumuzu Van‘a düşürdük. Uzun ama keyifli bir yolculuğun ardından, gölün etrafındaki yerleşimlerin ilk durağı Tatvan‘a vardık.

EN’LER VE İLK’LER

Van Havzası EN’lerin ve İLK’lerin çokça yer aldığı bir yer;

Mesela NEMRUT KRATER GÖLÜ; 2250 m rakımlı bir tepede yer alan göl, Türkiye’nin birinci, dünyanın EN büyük ikinci Krater gölü.

nemrut-krater-gölü
Nemrut Krater Gölü

Bir sonraki durak Ahlat’ da yer alan 450 dönümlük bir alanda yerleşimli, yaklaşık 4456 mezarın bulunduğu BÜYÜK SELÇUKLU MEZARLIĞI yalnız Anadolu’nun değil, tüm İslam dünyasının EN büyük mezarlığı; Mezarlıkta mezar taşları, kişinin yaşarken ki statüsüne göre yerleştirilmiş, boyutları ve üzerindeki süslemeleri kişiye göre farklılık göstermekte, hem Şamanist hem de İslami etkiler taşıyor.

selçuklu-mezarlığı
Büyük Selçuklu Mezarlığı

Adilcevaz

Van Havzasında yer alan Bitlis’e bağlı ilçelerin sonuncusu olan Adilcevaz, Anadolu’nun üçüncü EN yüksek doruğu ve sönmüş bir Volkanik dağ olan Süphan Dağı’nı içerisinde barındırıyor. Yani dağcıların cazibe merkezlerinden biri aslında.
Ayrıca ilçede yaklaşık 450 m²’lik bir su kayağı pisti bulunuyor ve bakıldığında ilçe Batı’daki sahil kasabalarını aratmayacak güzellikte.

Sonraki durak Erciş ile Bitlis’ten çıkıp Van ‘a giriş yapıyoruz.

Erciş

Erciş, Van‘ın en büyük ilçesi. Geçirdiği onca depreme rağmen yıkılmamış ayakta. Bolca deresi ve çayı olduğu için “Yeşil Erciş” olarak anılıyor.
İlçe özellikle Haziran ayında, balık bilimi meraklılarının (iktiyoloji deniyor.) akınına uğruyormuş. Zira sadece Van gölünün sodalı suyunda yaşayabilen ve tadına doyulmaz lezzetteki inci kefallerinin, bu ayda, yumurtlama amaçlı suyun tersine yüzerek göç etmelerini, Erciş’te yer alan Balık Bendi’nde izlemek mümkünmüş..
(https://www.youtube.com/watch?v=VKbCgW9sR3g)

Muradiye

Yine geçirdiği depremleri ile sıkça anılan ve adını Bağdat seferine çıkan IV. Murat’ dan alan Muradiye ilçesi İran sınırında yer almakta olup, şelalesi ile meşhur. Tendürek dağından çıkan Bend-i Mahi çayından beslenen şelale yazın yüksek debisi, kışın kristalleştiği söylenen suyu ile ziyaretçilerine görsel bir şölen sunuyor adeta.

Bend-i Mahi
Muradiye Şelalesi

Van Gölü

Tatvan’dan yola çıktığınızda yol boyu, 120 km uzunluğunda, 80 km genişliğinde ve 3713 km²‘lik yüzölçümü ile Nemrut volkanik dağının patlaması sonucu oluşan krater içerisine biriken suların oluşturduğu düşünülen, Türkiye’nin EN büyük gölü ve dünyanın EN BÜYÜK SODALI gölü sağ tarafınızda size eşlik ediyor. O yüzden yöre halkı göle VAN DENİZİ diyor.

Van gölü, Büyük Usta Sinan‘ın “mimar” olarak tarih sahnesine İLK çıktığı yer olarak biliniyor. Kanuni’nin Şah Tahmasb’ın ordularına karşı savaşmada ihtiyaç duyduğu üç kadırga burada, Sinan tarafından yapılıyor ve bu hizmetinden dolayı da Baş Mimar olma yolundaki ilk adımlardan biri olarak Haseki’liğe yükseltiliyor Koca Sinan.

Ahtamar Kilisesi

Van gölü üzerinde irili ufaklı birkaç ada bulunuyor. Bunların en meşhuru Ahtamar adası olup adada aynı adla anılan, Ermenilere ait bir kilise de yer alıyor. 1950-1951 yıllarında hükümet kararı ile Doğu’daki birçok Ermeni anıtı gibi yıkılma kapsamına alınan kiliseyi, o günün genç ve cevval gazetecisi, bugünün büyük ve ünlü yazarı Yaşar Kemal, Yunus Nadi’nin de yardımı ile yıkılmaktan kurtarıyor. Kilise, şimdilerde müze kartla girilebilen, dini turizmin yöredeki mihenk taşlarından biri olarak bölge ekonomisine önemli katkı sağlıyor.

akdamar-klisesi
Ahtamar Kilisesi

Van Kedisi

Van‘a gelip de VAN KEDİSİ’nden bahsetmemek olmaz. Farklı iki göz rengine sahip olduğu için melez bir ırk olduğu sanılsa da, 1969 yılında Van kedisinin safkan bir kedi ırkı olduğu tescil edilmiş. Suyu çok seven, oldukça zeki, çevik, yemek konusunda seçici, insana çok bağlı, arkadaş canlısı ve iyi bir yüzücü olması bilinen özellikleri. Ayrıca Japonya’ da yapılan Dünya Kedileri Güzellik yarışmasında da birinciliği var..

van-kedisi
Van Kedisi

Van Ekspresi

Van’a gidiyorsanız tüm şehri gezebilmek için en az bir 5-6 güne ihtiyacınız var. Biz nostaljik bir yolculuk tercih ettiğimiz için Ankara’dan Pazar sabahları hareket eden ve Tatvan’dan Perşembe sabahı dönen ve ne yazık ki haftada bir tek seferi olan Van Ekpresi’ne göre yaptık planımızı. O yüzden Kapadokya’ yı aratmayacak güzellikte olduğu söylenen, yöre halkının Vanadokya olarak isimlendirdiği Peri Bacalarını, ilginç bir şekilde Fatih Altaylı’nın mülkiyetine geçen Yedi Kilise’yi ve dünyanın İLK beyin ameliyatının yapıldığı Dilkaya Höyüğü’nü göremeden geldik.

Mehmet Dede ve Urartu dili

Ancak tarihi yerinde görmek için çıktığımız yolda, Çavuştepe Kalesi’nde, 78 yaşında (Allah uzun ömür versin) “yaşayan bir tarihle“ tanışma imkanı bulduk; Sayın Mehmet Kuşman…


Mehmet Dede 43 yılı kadrolu, 13 yılı gönüllü olmak üzere toplam 56 yıldır Urartular’a ait kalenin bekçiliğini yapıyor. Tam bir tarih ve Urartu aşığı. Urartu dilini öğrenmiş, 53 harften oluşan Urartu alfabesini hazırlamış çıkan kitabeleri okumuş. Urartu dilini konuşabilen dünya üzerindeki 36 kişiden biri ve kendi beyanına göre yazabilen tek kişi.

New York Times ‘a iki kez haber olmuş, ABD’de sempozyuma davet edilmiş, Avusturya da konferanslar vermiş. Yazdığı kitap 3 dile çevrilmiş.


Emekleri yok olup gitmesin diye Urartu dilini oğluna ve yörede görev yapmış bir kaymakama öğretmiş. Hala da öğretmek istiyor ama sahip çıkanı yok. Kaleye yürüyerek veya otostopla gelip gidiyor, ziyaretçilere gönüllü rehberlik ediyor, emekli maaşı dışında yapıp sattığı Urartu sembolleri ve yazıları içeren kolyeler ile geçimini sağlıyor. Urartu medeniyetine hayran. Onları barışçı, ilme ve sanata değer veren bir medeniyet olarak anlatıyor ve Çavuştepe’ye gidenlere kale bentleri, yazıtlar, ambarlar,yemek salonları, sunaklar yanında dünyanın İLK tuvaletini de göstermeyi ihmal etmiyor.

urartu-alfabesi
Mehmet Kuşman ve Urartu Alfabesi

Mehmet Dede’nin ve bir avuç gönüllünün tüm çabalarına rağmen Urartular’a ait 200 parça eser kaçırılarak bugün yurt dışındaki müzelerde sergilenmekte olup doğduğu ve yaşadığı topraklara geri dönmeyi bekliyor.

Tarih ve matematiği sevmeyen öğrencilerin çokça bulunduğu bir ülkenin geleceğinin olmayacağını Mehmet Dede’yi tanıyınca, onu çabalarını gördükçe daha çok inanıyor insan. Çünkü biliyoruz ki tarih geleceğimizin ışığı, matematik de ekonomimizin ve bağımsızlığımızın temeli aslında.

Anlatacak daha çok şey var Van hakkında ama Anadolu anlatılmaz yaşanır. İyisi mi siz gidin ve kendi gözünüzle görün, yaşayın bu güzellikleri kendi yerlerinde derim ben son söz olarak..

Ağustos 2018- Kervan41

One thought on “Nostaljik bir yolculuk-Trenle VAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir