Sivas

23 nisan tatilinde gittiğimiz Orta Karadeniz gezisinin son durağıydı Sivas. Az zamana çok yer sığdırmak zorunda kalınca, toplamda 24 saat bile kalamamıştık ilde.

O sebeple de bir yazı kaleme alamadık çünkü Aşık Veysel’in memleketi Şarkışla, Pir Sultan’ın memleketi Yıldızeli ve namı ülke sınırlarını aşan köpekleri yetiştiren Kangal görülmeden çok eksik olacaktı yazı.

Yine de gezmek değil, daha çok uğramak şeklinde tabir edeceğimiz sürede, Sivas şehir merkezinde anlatmaya değer birkaç nokta yakaladık ve bunları yazmak için de 2 Temmuz’u bekledik;

Sivas, ilk bakıldığında son derece gelişmiş bir Anadolu şehri. Selçuklu (Şifaiye ve Buruciye medreseleri) ve Osmanlı (Kale Cami) dönemleri ile Cumhuriyet Türkiye’sine (Sivas Kongresi’nin toplandığı Sivas Lisesi) ait eserleri aynı cadde üzerinde görebileceğiniz nadir kentlerden biri.

Gezilmeyi, görülmeyi, tanıtılmayı çok hak ediyor.. 

Ancak tüm bu eserlerin sadece beş yüz metre aşağısında öyle bir yapı var ki; şehrin siciline çaldığı kara leke, ne yapılırsa yapılsın bir türlü silinemiyor.
Oradan, 1993 yılının 2 Temmuz’unda yükselmeye başlayan dumanların isleri, pasları hala şehrin semalarında asılı duruyor ve bakmayı bilen gözlere tüm bu güzellikleri, kesif bir sis perdesinin ardından ve flu olarak gösteriyor.

Devrim ve karşı devrimin sembolleri birbirine yürüme mesafesinde Sivas’ta…

Araya giren binaların marifeti ile birbirlerini göremeseler de, mevzilerini asla terk etmeyecekleri izlenimini vererek, biraz da kamufle edilmiş bir biçimde varlıklarını ve mücadelelerini sürdürüyorlar, hiç hız kesmeden…

Sivas Lisesi, bugün bir müze.

Onca aydına, şaire, sanatçıya mezar olan Madımak ise bir “Kültür” Merkezi…

sivas madımak
Sivas’ta eski Madımak Oteli binasının kamulaştırılmasının ardından oluşturulan Bilim ve Kültür Merkezi’ni açıldığı günden bu yana 50 bin kişinin ziyaret ettiği bildirildi.


O kültürü yaşatan, var eden insanların yakılmış, küle dönmüş bedenleri üzerine inşa edilmiş bir binada, kime hangi kültür öğretiliyorsa artık…!

Yakılmaktan tesadüf eseri kurtulan ozanlardan birinin hayat hikayesini okumuştum gezinin hemen öncesinde, Ali ÖZTUNÇ ‘a ait Devr-İ Mahsuni isimli kitapta. Büyük ozanın bu süreci nasıl yaşadığı anlatılıyordu bir bölümde;

Aşık Mahsuni
Aşık Mahsuni Şerif

Aşık Mahsuni

“Madımak’taki şenliklere davetli ozanlardan biri de Aşık Mahsuni’dir tıpkı can dostları, kader arkadaşları Muhlis Akarsu ve Nesimi Çimen gibi. Çok istemektedir gitmeyi ancak yaşadığı hayat, hapishane günleri, gördüğü işkenceler kalbini yormuştur. Doktorları izin vermez böyle bir yolculuğa çıkmasına…
Dinler doktorlarını ve bu sayede kurtulur o feci akıbetten… Bir Maraşlı olarak Maraş katliamının sızısını içinden atamamışken, çok sevdiği Uğur Mumcu’yu aynı yılın Ocak ayında hain bir pusuda kaybetmişken, bir de kadim dostlarının böylesi dramatik bir şekilde ölüme yürümeleri onu perişan etmis, aylarca olayın etkisinden kurtulamamış, kendine gelememiştir.

Aradan birkaç yıl geçer. Bir gece kapısı çalınır Mahsuni’nin. Gelen, sağ meyilli bir ozandır. İdeolojik tarafına bakılmaz, Tanrı misafiridir denir buyur edilir, sofra kurulur, içkiler sunulur, sohbet koyulaşır. Sohbet esnasında misafir ozan, cebindeki “parabellumu,” göstere göstere sağ cebinden sol cebine , sol cebinden sağ cebine geçirmektedir sürekli. Sıkıntısı vardır, bellidir…
Sonunda dayanamaz ve çıkarır dilinin altındaki baklayı. Bir talebi vardır Mahsuni’den; Madımak katliamı, idarecileri, zanlıları ve taraftarlarını zor duruma sokmakta, tepkiler zamanla azalacağına artmaktadır. Buna bir çare bulunmalıdır. Onun Alevi-Bektaşi camiasındaki ağırlığı malumdur. Bu ağırlığı kullanarak Sivas’ta yaşananları unutturması ve tarihin karanlıklarına gömülmesine yardım etmesini ister..

Beti benzi atar Mahsuni’nin talebi duyunca. Eli ayağı titremeye başlar, ne yapacağını bilemez. Kültüründe misafir baş tacıdır, kovulamaz, dövülemez, sövülemez. Kontrol etmekte zorlandığı bir hırsla çekilir odasına,sabaha kadar uyumaz.

Hırsla, öfkeyle, kinle “insan yakmak” gelmediğinden elinden, o da elinden geleni yapar ve bir türkü yakar.

Sabahın ilk ışıkları ile birlikte de o türkünün nağmeleri dökülür dilinden…”:

https://www.youtube.com/watch?v=SHbkonpvCeI

Nisan 2019-Kervan 41

One thought on “Sivas

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir