SERAMİK BAŞKENTİ KÜTAHYA

Kervan 41 olarak bu yıl termal otel tatilimiz için Kervan 43 üyemiz Sn. Ufuk Gündoğdu’nun da davetine icabet ederek Seramik başkenti Kütahya’yı seçtik.

Kütahya seramiği kadar pınarları, gözeleri ve termalleri ile de ünlü bir şehir. Bakanlar Kurulu kararı ile ilan edilmiş yedi adet termal turizm alanına sahip.

Gülümser Hatun

Bunlardan Yoncalı‘daki, 1233 yılında Alaattin Keykubat’ın mabeyncisi Emir Ramazan’ın kızı Gülümser Hatun adına yaptırılmış ve kaldığımız otele de ismini vermiş..

Rivayete göre Emir’in kızı cilt hastalığına yakalanır. Yoncalı’daki kaplıcaların bulunduğu yerde tilkilerin derilerindeki döküntüleri çevredeki çamurlara bulanarak iyileştirdikleri bilgisi kendisine ulaşır. Konya Akşehir’deki kızını alıp Yoncalı’ya gelir. Dertlerinin şifa bulması üzerine de burada bir hamam ve camii inşa ettirir.

“Ne var ki Kütahya’da?!”

İstanbul-Ankara-İzmir-Antalya’nın buluşma noktasında yer alan Kütahya’dan özellikle gece saatlerinde çokça geçmişliğimiz vardı ancak kalıp şehri gezme fırsatını hiç bulamamıştık. Kütahya’ya gideceğimizi söylediğimizde pek çok dostumuz “ Ne var ki gezilecek Kütahya’da?” diye sordu bize.

Araştırmaya ve ön okuma yapmaya başlayınca gördük ki, ne yokmuş!

  • Bir kere çok zengin bir tarihi var şehrin. Seyitömer kazıları ile bu tarihin M.Ö 4500’lere kadar uzandığı saptanmış. Gutlar, Hititler, Frigler, Roma, Bizans, Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu, Germiyanoğulları, Osmanlı’ya ait pek çok izler var şehirde. Kurtuluş Savaşı’nın en canlı sahneleri de buralarda yaşanmış.
  • Atatürk’ün “ Ordular, İlk hedefiniz Akdeniz’dir!” komutunu verdiği yer de Kütahya’nın bir ilçesi: Dumlupınar!
  • Fabl’ın ustası, La Fontaine’in atası EZOP Frigler döneminde Kütahya’da yaşamış.
  • Ünlü seyyah EVLİYA ÇELEBİ baba tarafından Kütahyalı.
  • Germiyanoğulları Beyliği döneminde Kütahya astronomi ve tıbbın merkezi imiş.
  • Tarihteki ilk ticaret borsası ile ayakta kalmış en sağlam Zeus tapınağı yine Kütahya’da AİZONAİ ANTİK KENTİ’nde. Antik kentte ayrıca dünyada pek benzeri olmayan tiyatro ve hipodrom kompleksi iç içe..
  • Kütahya‘da 10 tane müze var ki bunlar içerisinde ÇİNİ MÜZESİ, JEOLOJİ MÜZESİ ve askeri alan içinde açılan tek arkeoloji müzesi olma özelliğine sahip TUGAY MÜZESİ son derece özgün ve ülke genelinde örneği olmayan müzeler..
  • Tarihte bilinen ilk toplu sözleşme olan FİNCANCILAR ANTLAŞMASI da 1766 yılında Kütahya’da imzalanmış.
  • Germiyan ve Ahierbasan sokakta örnekleri görülebilecek kendine özgü mimarisi olan evleri de var Kütahya’nın, ilgilisinin ve meraklısının gezip görebileceği.
  • Başta söyledik şehir çininin ve seramiğin başkenti aynı zamanda…

Bu uzun girizgahtan sonra Kütahya’nın gezip görmeye değer bir şehir olduğuna ikna olduysanız eğer izlenimlerimizi biraz detaylandıralım istiyoruz..

İsmi ile başlayalım dilerseniz..

Kütahya Adı Nereden Gelir?

Kütahya’nın bilinen adlarından biri Ceramorium. Seramik Şehri, seramik başkenti anlamına geliyor.

Şehrin ilk sahipleri Gut/Kut’lar şehre Kutium, Romalılar ünlü komutanları Cotys’e ithafen Kotiaeion ve Selçuklular da Kütahiyye adını vermişler. “Kütah” Farsça’da kısa anlamına geliyormuş.

Kütahya’yı ilk fetheden Türkler kısa boylu, kısa boyunlu ve tıknaz Türkmenlermiş. İsmin kent sakinlerini bu özeliklerini tanımladığını söylüyor kaynaklar…

Kütahya Kalesi

Kütahya demir çağını başlatan, demirden yaptıkları kağnılar ve gemilerle ticarette zenginleşen, seramik sanatını zirveye çıkaran Friglerden sonra en parlak devrini Bizanslılar zamanında yaşamış. Şehir, Acem dağı eteklerinde gelişmiş. İki aslanlı kapısı olan Bizans kalesi de yine bu dönemlerde, 5 yy inşa edilmiş.

Yukarı, aşağı ve iç kale olmak üzere üç bölümden oluşan kalede, Evliya Çelebi’ye göre 72 burç bulunuyor.

Emir Hezar Dinari tarafından fethedilen ve Selçuklulara geçen kalede Malazgirt Savaşı’nda Alpaslan’a yenilen Romen Diyojen’in gözlerine mil çekilmiş.

Bugün bu kalede tarihi iki mescid ve çeşme ile biz gittiğimizde pandemi nedeni ile kapalı olan Cumhuriyet dönemine ait bir döner gazino ve kır kahvesi bulunmakta…

Aizonai Antik Kenti

Antik Frigya’ya bağlı yaşayan Aizantislerin yerleşim yeri olan kent, Kütahya merkezine 55 km mesafede, Çavdarhisar’da bulunuyor

Helenistik dönemde dönüşümlü olarak Bergama ve Bitinya’ya bağlı iken, M.Ö 133 yılında Roma egemenliğine giren kentte Zeus tapınağı çevresinde yapılan kazılarda M.Ö 3 bin yıllarına kadar yerleşim tabelaları ortaya çıkarılmış.

Tahıl, şarap ve yün üretimi kentin ana geçim kaynakları imiş. En parlak dönemini 2 yy da yaşamış ve Bizans döneminde piskoposluk merkezi olmuş.

Zeus tapınağı, 15 bin kişi kapasiteli tiyatro ( foto 5), 13.500 kişilik stadyumu, dünyanın ilk ticaret borsası, Karaçay üzerinde ikisi ayakta kalmış beş köprü (foto 6), iki agora, gymnasium ve nekropoller antik kentte görülebilecek yapılar olarak göze çarpmakta.

Ulu Cami

Şehirde bulunan tek padişah cami olup yapımına Yıldırım Beyazıt zamanında başlanmış oğlu Musa Çelebi zamanında tamamlanmış.

Caminin sütun ve plakaları Aizonai antik kentinden getirilmiş. Kanuni zamanında ve 1889 yılında iki kez tamirat geçiren cami,2000 kişilik cemaati barındıracak kapasitede inşa edilmiş.

Dönenler Mevlevihanesi

İl merkezinde Ulu cami yakınında olup erken dönem Türk mimarisinin özgün örneklerinden. İki kez onarım görmüş, günümüze semahane ve derviş hücreleri kalmış. Yapının bitişiğindeki mescid bahçesinde Mevlana’nın torunlarından Ergun Çelebi yattığından, Arguniyye Mevlevihanesi olarak da anılıyor.

Mevlevihanede sekiz temel direk üzerine Ashabı Kehf’e ait sekiz isim yer alıyor ( Yemliha, Mekselina, Misline, Mernuş, Debernuş, Sazenuş, Kefestatayyuş ve Kıtmir),

Bunlar yedi uyurlar olarak da bilinen ve 309 yıl uyuyan Ashab-ı Kehf’e ait 6 kişi ile onlara sonradan katılan çoban ve köpeğinin isimleri.

Mevleviler, alemin yaratılışını ve ilahi nurun insan-ı kamilde ortaya çıkana kadar geçirdiği devir macerasını on sekiz unsura bağlarlar. Bu nedenle 18 rakamını kutsal kabul edip birçok davranışlarını 9/18/36 gibi rakamlarla ifade ederler.

Dönenler Mevlevihanesinin temelini oluşturan Ashab-ı Kehf suresi de Kuran’ın 18. suresidir, toplam 18 beyitten oluşur.

Ashab-ı Kehf suresinde yedi uyurların sağdan sola, soldan sağa döndürüldüklerinden bahseder “Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağdan sola döndürüyorduk..”

Dönenler Mevlevihanesine isminin bu beyte atfen verildiği söylenmekte…

Macar Evi

Macar Halk kahramanı ve özgürlük savaşı lideri Lajos Kossuth ve yaklaşık 150 arkadaşı Avusturya ve Rusya ‘nın ittifak yapması sonucu ülkelerini terk eder ve mülteci olarak Osmanlı’ya sığınır.

Osmanlı daha güvenli olduğunu düşünerek onları Kütahya’da yaklaşık 1.5 (1850-1851) yıl misafir eder. Kossuth’un o dönemde kaldığı ev bugün müze olarak ziyarete açık. Macarlar her yıl bu evde anma törenleri düzenliyor, Kütahya’yı da Macaristan’ın Pecs şehri ile kardeş şehir ilan etmişler.

Kütahya’da Çinicilik

Adından da anlaşılacağı üzere çıkış noktası Çin olan bir sanat çini.

Germiyan sokağında tanıştığımız ve tanışmaktan çok da mutlu olduğumuz Çini sanatçısı ve akademisyen Mehmet Gürsoy’un tanımı ile “gözün musikisi” veya “sır altındaki mücevherdir.” çini aynı zamanda..

İznik’ten çok daha önce başlamış çini üretimi Kütahya’da ancak saraydan yeterli ilgi ve destek görememiş, zamanla kendi özgün form ve desen zenginliğini yaratarak halka dönük üretim tarzını benimsemiş. Dezavantaj gibi görünen bu durum, Osmanlı siyasi ve ekonomik olarak krize girdiğinde avantaja dönüşmüş, çini sanatı İznik’in aksine ayakta kalabilmiş. Özellikle 17. yy ikinci yarısından itibaren İstanbul ve taşradaki binalar için ihtiyaç duyulan plaka çiniler Kütahya’da üretilmiş.

1671 yılında Kütahya’da bulunan Evliya Çelebi şehirde 34 atölyenin bulunduğundan bahseder.

Tüm bu atölyelerde zamanında üretilmiş özgün eserler Kütahya’daki Çini Müzesi’nde sergilenmekte…

Son Söz

Son söz olarak derim ki ; siz siz olun Anadolu’nun hiçbir karış toprağını hafife almayın! Bırakın kazmayı, eşelediğinizde bile öyle cevherler fışkırıyor ki o topraktan, gözünüzü de gönlünüzü de yalnız kamaştırmakla kalmıyor, ışıl ışıl aydınlatıyor…

Şubat 2021- Kervan41

Kaynaklar; 43. Şehir Bizim Kütahya-Dr. KADİR GÜLER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir