Küre Dağları Milli Parkı

KÜRE Dağları

Öğrenmenin en keyifli şeklidir gezmek. Diğer iki yolu “dinlemek” ve “okumak” ile desteklendiğinde de kalıcı ve sağlam bilgiye ulaştırır insanı.
Bilgi, çağımızın vebası “cehaletin” panzehiri, daha iyi daha kaliteli , daha huzurlu bir yaşamın olmazsa olmazıdır.

Küre Milli Parkı
Küre Milli Parkı

Geçen hafta sonunu Kervan 41 ile “ayunun çıkıp, daşın düşme” ihtimalinin çokça olduğu bir coğrafyada, Küre dağlarında geçirdik. Niyetimiz sonbaharın göz alıcı renkleri ile kucaklaşmak, oksijene doymak, doğaya onu yok etmeden, zorluklarına saygı duyarak direnmekti ama yolun ve yolculuğun öğrettiklerine de kayıtsız kalamadık, notlarımızı düşelim istedik…

Küre Milli Parkı
Küre Milli Parkı

Milli mücadele

Daha önceki gezimizde de anlattığımız üzere Kastamonu, Milli Mücadele yıllarında işgal edilmediği halde kadını ile erkeği ile direnişe en aktif desteği veren bu yüzden de şehit sayısı bakımından en büyük kaybın yaşandığı ildir. Elindeki tek battaniyesini kundaktaki bebeğine değil bir milletin makus talihini değiştirmek üzere taşıdığı cephanenin üzerine örtmeyi seçen Şerife Bacı’nın memleketidir. Yani mayası köklü, mayası çok sağlamdır. Bunu yöre insanı ile azıcık sohbet ettiğinizde rahatlıkla görüp hissedebiliyorsunuz.

Geçen sefer şehrin Ilgaz dağları ve onun eteklerinde kurulan kesimini gezmiştik. Bu sefer Küre dağları Milli Parkını da içerisinde barındıran Pınarbaşı’nda konakladık. 

Küre Milli Parkı
Küre Milli Parkı

Tarihi ve Coğrafyası

Küre Dağları Milli Parkı yaklaşık 34 bin hektarlık bir alana kurulu olup, 2000 yılında milli park, iki yıl sonra da panpark olarak ilan edilip Avrupa Seçkin Milli Parklar ağına kabul edilmiş. Türkiye’nin ilk, Avrupa’nın 13. panparkı. Binin üzerinde bitki türünü barındırıyor, Türkiye’ de var olan 130 memeli türünden 40’ ına ev sahipliği yapıyor. İçinde kondisyona göre seçilebilecek 14 ayrı güzergah var. Bakıldığında doğa turizmi tutkunlarının içinden çıkmak istemeyeceği bir coğrafya ama gittiğimizde mevsim de çok uygun olmasına rağmen biz Horma kanyonu ve Ilıca şelalesini gezerken düğün fotoğrafı çeken birkaç kişi dışında kimseleri göremedik..

Horma kanyonu
Horma Kanyonu

Konakladığımız Pınarbaşı ilçesi tarihi boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış ama başlıca kalıntılar Roma ve Bizans dönemine ait. Mabetler, kaya mezarları, mağaralar, kiliseler ve kale harabeleri var olan en göze çarpan yapılar.

Ilıca şelalesini
Ilıca şelalesini

Fatih zamanında Osmanlı idaresine geçen ilçede bu döneme ait herhangi bir esere rastlanmıyor.

Küre dağları milli parkı; Kurtgirmez Dağı (1338m), Büyük Dağ (1151m) ve Gavur Karma Dağı (1136m) en büyük yükseltiler olarak göze çarpıyor. Bu dağlar arasında kalan ve 800 m ile dünyanın en derin ikinci kanyonu olma özelliğini taşıyan Valla Kanyonu Muratbaşı köyü sınırları içerisinde yer alıyor, geçilmesi zor uçurumlarının yüksekliği yer yer 1200 m’ yi bulduğu ve ölümlü kazalar yaşandığı için “Ölüm kanyonu” olarak da tanınıyor. 2012 yılında 12 yıllık profesyonel dağcılık deneyimi olan Anıl Bakar kanyonda halatının kopması sonucu şelale sularına kapılarak hayatını kaybediyor ve sifon denilen kaya altındaki mağaralara sürüklenen cesedine ulaşılamıyor. Bugün Valla kanyonuna gittiğinizde seyir terasının hemen yanında, yüksekçe bir kaya üzerinde hayatını tutkuları uğruna feda etmiş gencecik, mezarı olmayan bir insanın siluetinin ve adının yer aldığı bir plaka karşılıyor sizi, doğanın gücünü ve zaman zaman ne kadar acımasız olabildiğini ziyaretçilerine hatırlatırcasına…

Turizm ve işsizlik

Kanyon çıkışında bir kır kahvesinde duruyoruz, çay içip nefeslenelim diye. Kahveci otuzlu yaşlarının başlarında bir genç. Yaşı özellikle belirtiyorum çünkü biraz sohbet edince yörede bu yaşlarda kalan tek kişinin kendisi olduğunu, işsizlik nedeni ile iç ve dış göçün bölgede çokça yaşandığını söylüyor.

2017 nüfus sayımına göre yaklaşık 372 bin kişinin yaşadığı ilin nüfusu bir önceki yıla göre 4572 kişi azalmış. Nüfusun % 49.5 u erkek, %50.5 u kadınlardan oluşmakta…) 
Üzülüyoruz bunu duyduğumuza. Böylesine cömert bir coğrafyada insan nasıl aç kalır? Yalnız doğa turizmi açısından değil, ilçenin tarihi eser potansiyeli, ilgilisi turisti epeyce doyurabilecek ve tatmin edebilecek nitelikte. Yabancı turist olarak en çok İsraillilerin bu bölgeyi tercih ettiğini söyledi bindiğimiz taksinin şoförü.

Keşke koruyup kollayabilsek elimizdeki altın yumurtlayan tavuğu ama yapamıyoruz. Gezerken öğreniyoruz, Pınarbaşı ilçesinde yer alan mezar taşı, taştan yapılma Ana Tanrıça kabartmalı Stel , herkesin gözü önünde gündüz vakti sökülüp götürülmüş ve kayıtlara “kayboldu” olarak geçmiş. Ayrıca ilk günün yorgunluğu ile biz çıkamasak da Bizans döneminden kalma mağaralarda da durumun çok farklı olmadığı, oradaki mezarlarda da tahribat ve kayıpların yaşandığı bilgisini veriyor rehberimiz.
Yerin üstü kadar altı da çok zengin bu coğrafyada. Başta Küre dağlarının zengin bakır yatakları olmak üzere altın, gümüş, kurşun, çinko, kuvarit, çimento hammadesi, fosfat gibi pek çok değer yatıyor derinlerde akıllıca ve çevreye zarar vermeden işletilebilecek ve halkın “gurbet” çilesine çare olabilecek.

Stel
Stel

Ilgaz’ daki kış ve Cide’ deki yaz turizmi ile ayrı bir gezi sebebi olabilecek yöre lezzetlerinden ve gurme turizmindense daha fazla uzatmamak adına bahsedemiyorum bile….

Deli sorular

Küre dağları milli parkında ciddi bir turizm potansiyelinin olduğu, bu kadar yeraltı ve yer üstü kaynağına sahip, böylesine köklü bir kültür, gelenek ve yöresel tatların bulunduğu, ülkenin pek çok bölgesine göre okuma yazma oranının böylesine yüksek olduğu bir yerde bu kısır döngünün neden kırılamadığı, bu potansiyelin niye kullanılamadığı, ekonomi yönetmenin yalnızca kur ayarlamasından ibaret olmadığı, kökten bir iyileşme için ne zaman adım atılacağı, bu kaynakların ne zaman hakkıyla kullanılacağı soru ve sorgulamaları ile dolaşıyor.

Boşaltmak istediğimiz kafayı deli sorular ile doldurup beyni yakarak, tekrar tekrar gitmek isteği ile dönüp geliyoruz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir