Kaz Dağları

Kaz Dağları, Alpler’den sonra en fazla oksijenin bulunduğu yerlerin başında gelir. İçerisinde 21.452 hektarlık bir milli park bulunan (ki bu, yaklaşık yüzde onluk bir kesimine tekabül eder) ve 800 den fazla bitki türü barındıran dağlarda oksijenin kaynağı, sanılanın aksine bu fauna ve flora değil, denizdeki yosunlardır. 
Yosunların ürettiği oksijen, dağlar arasındaki kanyonlardan vakumlanarak 800-1200 m’lerde birikir ve ziyaretçilerine, hücrelerinin derinliklerine sızarak enerjilerini yükselten, yenilenmeyi sağlayan bir yaşam kaynağı sunar.

Kaz dağları Milli Parkında en çok kızılçam, karaçam, meşe ile Kaz Dağları’na özgü göknar ağaçları yer alır. Sadece Kaz Dağlarında yetişen bu göknarın kozalaklarının çaya özel bir lezzet kattığı söylenir. Ayrıca 1600 m’ lerde yine bu dağlara özgü bir çay türü yetişir.

Göknar ağacı

İda

Kaz Dağlarının binlerce yıl öncesinden gelen adı “İda”dır. İda’nın sözlük anlamı üzerinde kesin bir uzlaşma yoktur. Yunanca “ Ide-düşünce” kelimesinden geldiğini söyleyen de vardır, ağaç ya da orman anlamına geldiğini söyleyen de.
Bir efsaneye göre de Zeus bu dağda, Kybele ve Kronos’un birleşmesinden doğar. Adı İda olan bir kral kızı Zeus’a sütannelik yapar.

Hristiyanlık İda üzerinden Avrupa’ya yayılıyor

Başlarda yasaklı olan ve zamanla Roma İmparatorluğu’nun resmi dini haline gelen Hristiyanlık, Efes’den çıkış yaparak ortalama bin yıl süren bir zaman dilimi içerisinde İda dağı üzerinden Avrupa’ya yayılmıştır. Kuzey Ege ‘de bulunan Edremit ve Altınoluk Hristiyanlığın merkezi haline gelmiş, İda Dağı çok sayıda papaz okulu ve manastırı eteklerinde barındırmıştır.

İda adı yerini “Kaz”a bırakıyor.

Bölgenin Türklerin eline geçmesi ile birlikte kimi tarihçilere göre Midilli İsyanları, kimilerine göre İstanbul’un fethi öncesinde Orta Asya’dan 11.yy da göç ederek Anadolu’ya gelen ve ağaç işlerinde usta oldukları için Ağaç eri olarak anılan Türkmenler’in Fatih’in emri ile gemi inşa etmek üzere Toroslar’dan Balıkesir ve Edremit civarına zorunlu göçleriyle birlikte İda adı yerini Kaz‘a bırakır..

Aslında Şamanist bir gelenekten gelen, göçle birlikte Anadolu Aleviliğini benimseyen, yıllar içerisinde “Tahtacılar” olarak anılacak bu topluluk için “Kaz” kutsal bir hayvandır. İnsanı Tanrı’ya ulaştırır.

Yaban Kazı

Şamanizm ‘de Tanrı Karahan bembeyaz bir kazdır. Sonsuz suyun (zamanın) üzerinde uçar durur. Şaman rahipleri, (tıpkı Hititlerdeki çift başlı kartal gibi) yeryüzü ile gökyüzü arasındaki iletişimi kazlar vasıtası ile sağlar. Çünkü kazlar (özellikle yaban kazları), dünyada en yükseğe çıkabilen kuşlar olarak bilinir.

Yaban kazları

Yaban kazları, İç Asya ile Hindistan arasındaki mevsimsel göçleri sırasında, dünyanın en yüksek dağları olan Himalayaları geçerler.

Bugün bilim adamları bu kuşların yaklaşık 13.000 m. yükselebildiklerini tespit etmişlerdir (Dünyanın en seri ve en fazla yükselen uçakları konkord’lar 15.000 m yükselebilmektedir). Bu hayvanların bu yükseklikteki düşük oksijende ve düşük sıcaklıkta nasıl hayatta kalabildikleri ise hâlâ çözüm bekleyen bir muammadır. 

Yüksek dağlara tırmanan dağcıların, düşük sıcaklıktan korunmak için giysi ve barınaklarını kaz tüyünden yapılmış olanlardan seçmeleri hiç de tesadüf değildir.

THY logosu

THY ‘nin logosu (bugün biraz değişime uğrasa da) yaban kazlarından esinlenerek yapılmıştır. (Lufthansa’nın logosu da yaban kazı ile benzer özelliklere sahip bir kuş olan turnadır.)

Luthansa Logosu

Anadolu’daki izler

Anadolu’nun pek çok yöresinde ve Tahtacılarda giyilen üç etek, kaz ayağı kültünün bir uzantısıdır. Uğur getirdiğine inanıldığı için giyilir. Kaz ayağı motifi, elbiselere, halılara, diğer dokumalara ve mezar taşlarına işlenir. Ölüyü kıyafetleri ile birlikte gömme geleneği olan Tahtacılarda kadınlar, üç etekleri ile gömülmeyi tercih ederler..

uc-etek
ÜÇ ETEK

Ayrıca birbirine perde ile bağlı üç parmaktan oluşan kazayağı Alevilerde “Allah-Muhammed-Ali” ve “Eline-Beline-Diline sahip olmak” gibi inanç ve felsefeyi yansıtan sembolik bir değer de taşır.

yaban kazı
Yaban Kazı

Tahtacılar, doğaya, çevreye, insana çok duyarlı bir topluluktur. Yaratılan her şeyi Yaradan’ın bir yansıması olarak kabul ettiklerinden korumayı, kollamayı ve özünü bozmamayı yaşam amacı olarak görürler. Mesela avcılık ve kasaplık gibi işlerle uğraşmaları, inançları gereği yasaktır.

tahta-kuslar
Tahta kuşlar – Müze

Kaz dağları gezimiz boyunca dağ eteklerinde yaşayan, geleneklerini yaşamaya ve kurdukları müze ile yaşatmaya çalışan birkaç adet Tahtacı köyünden birini ziyaret etmeyi, çevreci bir grup olarak, çevre bilincini onlardan öğrenmeyi çok istedik. Ancak yürümemiz ve yetiştirmemiz gereken parkurlar olduğu için bu, mümkün olamadı.

Oysa ki biraz durup kulak versek, ne çok anlatacak şeyi var bu toprakların bizlere…

Haziran 2019- Kervan41

One thought on “Kaz Dağları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir