HOŞGÖRÜ YOLU-1

Günümüzde yaygın bilinen tabiri ile dinler arası diyaloğun tarihteki karşılığı olan bir ferman ve onun iletildiği “Hoşgörü Yolu” nu anlatmak için biraz Büyük Roma tarihine ait bilgileri hatırlamak gerekiyor:

Tarih sahnesine çıkışı M.Ö 753’ lere uzanan Büyük Roma İmparatorluğu M.S 235-284 yılları arasında çalkantılı bir dönem geçirir.

284’de İmparator Numerian’ın Pers Seferi sırasında hastalanarak Nikomedya’da ölmesini takiben Ordu Süvari Birlikleri komutanı Diocletion yönetimi ele alır ve 1 Nisan 284 tarihinde aynı yerde, imparator olarak taç giyer.

Nikomedya Başkent Oluyor

Böylece Büyük Roma İmparatorluğu’na 1037 yıl başkentlik yapmış Roma, bu ünvanını Nikomedya’ya devretmek zorunda kalır.

bahçecikten-izmit-körfezi
Bahçecikten İzmit (Nikomedya) (By G.Hayta)

Diocletion kısa bir zamanda yönetim boşluğunun yarattığı  karmaşaya son verir, eyalet sistemi kurar ve İmparatorluğu dört ayrı idari merkeze böler.

Kendisi Nikomedya’da kalmayı tercih eder.

Genelinde başarılı bir yönetim anlayışı sergiler, istikrarı sağlar. Darphane, silah imalathanesi, saray, sirk, kamu binaları…gibi imar faaliyetlerine girişir.

Ancak çok tanrılı bir inanca sahip Diocletion, tıpkı Neron gibi, Hristiyanlar’a karşı son derece acımasızdır. Birçok kiliseyi yakıp yıktırır, kilise cemaatlerine tutuklama, işkence ve idam gibi cezalar uygular.

Sağlık sorunları nedeni ile tahttan feragat edeceği güne kadar da sürdürür bu zulmünü.

Hoşgörü Fermanı

Yerine geçen Galerius, Hristiyanlıkla ilgili sorunun önünün şiddetle alınamayacağını ve bunun dinin daha çok yaygınlaşmasına hizmet ettiğini fark eder.

Bu sebeple 30 Nisan 311’de, Hristiyanlara devlet yönetiminde yer almamaları kaydıyla, ibadetlerini özgürce yaşama ve kiliselerini özgürce açma şansı veren “Hoşgörü Fermanı” nı yayınlar…

Doğu eyaletlerinin bu fermanı, iki yıl sonra Batı eyaletlerince de Milano’da 13 Haziran 313 tarihinde, daha genişletilmiş haliyle kabul görür.

Hoşgörü yolu

İşte o fermanın ulaklar aracılığı ile Nicomedia’dan Nikea’ya (İznik) ulaştırıldığı yol, bugün Hoşgörü yolu – Tolerance Way olarak bilinmektedir.

Yol, İzmit Çukurbağ mahallesinde bulunan ve kazıları halen devam eden Doğu Roma İmparatorluk Sarayı önünden başlar, Samanlı Dağlarının, İzmit Körfezinin ve İznik Gölü’nün eşsiz manzaralarına hakim bir rotadan devam eder.

Son 8 kilometresinde Evliya Çelebi Yolu ve Sufi Yolu ile buluşarak İznik’in tam ortasında, surlarla çevrili kentin dört kapısından gelen yolların kesiştiği yerde inşa edilmiş olan Ayasofya Camii (St Sophia Kilisesi) önünde biter.

Hoşgörü Yolu Rotası
Hoşgörü Yolu Rotası

Avrupadan Türkiye’ye Yürüyorum Projesi

Zaman içerisinde yerel belediyelerin ve spor kulüplerinin gayreti ile Avrupa’dan Türkiye’ye Yürüyorum projesine dahil edilen Hoşgörü Yolu’nun genişletilmiş hali İstanbul Gebze sınırından İznik’e doğru uzanır ve toplam uzunluğu yaklaşık 160 km’dir.

Hoşgörü yolu
Kervan yol işaretlerini tazeliyor (By G. Hayta)

İzmit-İznik Arası Parkur ve Etaplar

İzmit-İznik arası yürüyüş parkurları toplamı ise 77 km olup şu etaplardan oluşur:

  1. Nikomedia-Astakos (İzmit- Başiskele 10 km)
  2. Başiskele-Bahçecik-Servetiye (12 km)
  3. Servetiye-Beşkayalar Tabiat Parkı (13km)
  4. Beşkayalar Tabiat Parkı-Kırıntı Köyü (9 km)
  5. Kırıntı-Kutluca-Hacıosman
  6. Hacıosman-Gürmüzlü-Elbeyli-Dikilitaş
  7. Dikilitaş-Ayasofya (10km)
hoşgörü-yürüyenler
Hoşgörü yolunda yürüyenler (By G. Hayta)

Rota üzerinde Hoşgörü yolu ile ilgisi olmasa da tarihsel değer taşıyan yerler de bulunmaktadır. Onlardan da bahsedelim biraz dilerseniz;

(By Tayfun Erdi)
Bahçecik

20. Yy başlarına  kadar bir Ermeni yerleşim yeridir Bahçecik.

16 yy da Sivas’ın Hafik ilçesine bağlı bir köyden Celali İsyanları nedeni ile kaçan halk, Bahçecik’i yerleşim yeri olarak seçer ve köylerinin adını burada yaşatır.

Bardizag ya da Partizak olarak geçer köyün adı o döneme ait kaynaklarda ve Ermenice’de “küçük bahçe”  yani “bahçecik” anlamına gelir.

Ermenilerin yerleşimi ile beraber Bahçecik’te, Nusaybinli Aziz Yakup adına bir kilise ve Aziz Minas adına da bir şapel yaptırılır. (Bu kilise kalıntılarına parkur boyunca rast gelemedik. Tehcir sonrasında veya Kurtuluş Savaşı sırasında yıkılmış olma ihtimalleri yüksek…)

Zaman içerisinde üzüm, incir, şarap, zeytinyağı, zeytin, sabun , seramik üretimi ve sepet yapımı ile zenginleşen ve İstanbullu Ermenilerin yazlıklarını buraya inşa ettirmeleri ile daha da büyüyen köyde 1860’lara kadar 5 ipek böceği fabrikası kurulur.

Bitinya Lisesi

1920’ li yıllara kadar belde sakini olan Ermenilerden bugüne kalan tek yapı Bitinya Lisesi ya da bilinen diğer adı ile Amerikan Koleji’dir.

Bitinya Lisesi
Bitinya Lisesi (By G. Hayta)

Amerikalıların tıpkı Gaziantep’te olduğu gibi misyonerlik faaliyetleri kapsamında yaptırdıkları lise, kız, erkek ve ana sınıflarından oluşmaktaymış.

Okul uzun süre  Ermenice’yi çok iyi konuşan Robert Chambers isimli misyoner bir rahip ve eşi tarafından yönetilmiş.

1860’larda sayıları 670’i bulan kız ve erkek öğrencinin öğrenim gördüğü lisenin erkek ve anaokulu kısımları, zaman içerisinde kapanmış.

Kız bölümü ise önce Adapazarı’na sonrasında da İstanbul’a taşınmış.

Bu okul günümüzde de hala faaliyetini sürdürmekte olup adı da çok bilindiktir üstelik: Üsküdar Amerikan Kız Koleji

Lise bir dönem tavuk çiftliği olarak kullanılsa da, son dönemde yerel yönetimlerin ve sivil toplum örgütlerinin desteği ile koruma altına alınmış..

Ermeni Sorunu

Bugün “köstebek” isimli oyunda olduğu gibi ne zaman burnumuzu dışarı uzatsak bir balyoz gibi kafamıza inen Ermeni sorununu çözmenin şifreleri, belki de Anadolu’nun değişik yerlerine dağılmış bu liseleri mercek altına almaktan geçiyor.

Gaziantep yazısında bahsetmiştik biraz, Gregorian olan Ermenileri Protestanlaştırmak isteyen “Amerikan Board Derneği” proje kapsamında okullar, hastaneler, yardım kuruluşları açıp özellikle okullarında okuttukları gençlere bağımsızlık adı altında ayrılıkçı fikirler aşılarlar.

 Sonrasında üniversite tahsillerini de Robert Kolej gibi bu misyonun devamı okullarda tamamlayan gençler, kanaat önderliği yapmak ve Ermeni toplumunu yönlendirmek amacı ile din adamı, doktor, gazeteci ve yatırımcı olarak yetiştirilirler.

Yine de tüm bu çabalar entelektüel bir halk olan ve Türklerle aralarında köklü bağlar bulunan belli bir yaşın üzerindeki Ermenileri ikna etmeye yetmez.

Sonunda Taşnak gruplarının yıkıcı faaliyetlerini bahane eden ve tarihimize her biri ayrı bir zarar veren İttihat ve Terakki Partisi’nin basiretsiz yöneticilerinin  aldığı ateşe benzin dökmekten farkı olmayan “tehcir kararı” ile bağımsızlık fikrine direnen yaşlıların da inadı kırılır.

Mallarını ve çok sevdikleri canlarını kaybeden Ermenilerle aramıza kalıcı nefret tohumları bu sayede ekilir…

Oysa kırsaldan kent hayatına geçişimizde, sanat, ticaret ve ekonomi öğrenmemizde ne çok katkıları olmuştur Ermenilerin bizlere..

Kurtuluş Siperleri

1920 yılının ikinci yarısında Yunanlıların 11. Tümeninin 16. alayı Bahçecik ve çevresini işgal eder.

Bu işgale ilk başkaldıran Servetiye köyüdür.

Bölge köylerin direnişe katılmasıyla birlikte,merkezi Bahçecik ve Servetiye Karşı köyleri olan, yaşları 11 ila 60 arasında 145 kişilik bir milis müfrezesi oluşturulur. 

Yunan birlikleri, 1920 ve 1921 yıllarında burada bulunan milis kuvvetlerine 8 defa saldırıda bulunur ve ancak her seferinde ciddi yenilgiler alarak geri çekilmek zorunda kalır.

Bahçecik tepelerinden arkaya geçemeyen düşman kuvvetleri, körfezdeki gemilerden attığı 305 mm ve 170 mm toplarla burada bulunan mevzileri dövmesine rağmen, bölge halkının kurduğu direniş hattını kıramaz.

bahçecik-mevzileri
Kurtuluş Siperleri (By G.Hayta)

İşte bu direnişte kullanılan siperler Merkez belediyenin çalışmalarıyla elden geçirilerek 2012 yılında yeniden ziyarete açılmıştır.

Simon’un Sırtı

Başiskele’ye bağlı Bahçecik ve Yuvacık kasabaları arasında yükselen bölge “Simon’un Sırtı” olarak biliniyor.

Simon adının nereden geldiğine dair bölge ile ilgili kaynaklarda bir bilgi bulamadım ancak araştırma yaparken Antakya’daki Samandağ‘ın Hristiyan bir aziz olan Simon’un adının Arapça, Sam’an diye okunmasından geldiğini öğrendim.

Belki de üzerinde yürüdüğümüz Samanlı Dağları da ismini aynı azizden almıştır diye düşündüm ve farklı bir açıklama bulana kadar da bu bilgiyi buraya not etmek istedim.

Yuvacık Barajı’na ait neredeyse en güzel fotoğraflar Simon’un Sırtı’ndan çekiliyor..

yuvacık-baraj-gölü
Simon’un Sırtı’ndan Yuvacık Baraj Gölü (By G. Hayta)

Yuvacık Barajı

Kirazdere Çayı üzerinde kurulduğu için asıl adı Kirazdere Barajı’dır aslında. Yuvacık Barajı iki büyük derenin, Serindere ve Kirazdere’nin birleştiği vadide, 1987-1999 yılları arasında, bölgenin içme suyu ihtiyacını karşılamak üzere inşa edilmiştir.

Baraj gölü çevresinde bolca yürüyüş parkuru yanında alabalık tesisleri, çoğunluğu Karadeniz mutfağından örnekler sunan restorantlar ve kahvaltı mekanları ile piknik ve rekreasyon alanları bulunmaktadır.

Sansarak Köyü

İznik ilçe merkezine 17 km mesafede bir köy Sansarak.

Adını zamanında köyde çokça beslenen “Sarı Kısrak”lardan alıyor.

sansarak-köyü
Sansarak Köyü (By Tayfun Erdi)

İki katlı, çoğunluğu yıkılmaya yüz tutmuş kerpiç evleri, dar sokakları, sokaklar boyunca burnunuza gelen tezek kokuları, meydanda hemen caminin karşısındaki köy kahvesi ve bakkalıyla, benim uzun zamandır bu yörede gezip gördüğüm, otantizmini kaybetmemiş nadir köylerden biri.

sansarak-harap-ev
Sansarak ‘ın harap kerpiç evleri (By Tayfun Erdi)

Sokaklarında kabararak gezen hindiler, onlara cırtlaklıklarıyla eşlik eden kazlar, köyün dar sokaklarında kendilerine yol bulmaya çalışan mandalar, tüm masumiyetleri ile size yaklaşan, gezginlere ve fotoğrafçılara alışık, gönüllü rehberliğinizi yapan ve hayvan sevgisi ile büyüyen çocuklar, köyün güzellikleri..

Ayrıca peyzaj mimarlarının da çokça ziyaret etmeleri gereken bir köy bence burası çünkü balkon süsleme sanatının çok farklı ve güzel örneklerini içinde barındırıyor.

sansarak-evleri-balkonlar
Sansarak balkonları (By Binnur Güler)

Sansarak’ta meraklısının ilgisini çekebilecek bir de kanyon varmış.

Biz mevsim şartları çokda uygun olmadığı için giremedik kanyona ve Ferman’ın nihai hedef noktasında, görecek ve anlatacak çok şeyi olan İznik’te daha çok zaman geçirebilmek adına vakitlice çıktık yola…

(By Binnur Güler)
Kaynaklar:
  1. Nikomedya 311 Hoşgörü Fermanı ve Art Carnuntum Projesinin Kollektif Bellek Açısından Değerlendirilmesi- Zeynep G.Mert, Filiz Ertürk
  2. Bahçecik Amerikan Koleji (Bitinya Lisesi)-Ali GÜNDOĞDU-Özgür Kocaeli
  3. St. Paul (Aziz Paulus)-Isparta İl Kültür Müdürlüğü Sitesi
  4. Tolerance Way-Hoşgörü yolu
Kasım 2019- KERVAN 41

HOŞGÖRÜ YOLU-1” için 3 yorum

  • 1 Aralık 2019 tarihinde, saat 22:43
    Permalink

    Yıllardır gezdiğim yerleri sizin kaleminizden okuyunca o kadar kıymetli ve anlamlı oluyor ki.. elinize emeğinize o güzel yüreğinize sağlık..
    umarım bu siteyi tüm gezginler okur hatta gezgin değil çoluk çocuk.. evde ki annelerimiz bile okumalı.. bu kadar yalın ve güzel anlatılabilir.. kutluyorum sizi.. 🙏🙏🙏

    Yanıtla
    • 2 Aralık 2019 tarihinde, saat 20:49
      Permalink

      Gezmeseydim, yazamazdım.Kervan gezdirdikçe yazıların sayısı da, içeriği de katlanarak zenginleşecek.Çok teşekkürler…

      Yanıtla
  • 3 Aralık 2019 tarihinde, saat 23:59
    Permalink

    Gezi yazıları her zaman ilgimi çekmiştir.Hele böyle yalın ,akıcı bir dille yazıldıysa keyfi bir başka oluyor. Adeta yutarcasına okuyorum.Eline ,emeğine, yüreğine sağlık. Bu yazılar büyük bir çabanın, emeğin ve enerjinin ürünü. Teşekkürler

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir