Hattuşa

Orta Karadeniz’e doğru çevirdiğimiz rotamızın ilk durağıydı Hattuşa. Nisan’ın sonunda, bizleri donduran bir soğuk ve yer yer yoğunlaşan kar yağışıyla karşıladı.

Kar Manzarası
Karla kaplı Hattuşa yolu

Can Acıtan Issızlık

Türkiye‘de gittiğim hemen tüm antik kentlerde -Afrodisias, Efes, Milet, Bergama, Dara…- gördüğüm manzara burada da vardı: Can acıtan bir ıssızlık..!

Oysa bundan yaklaşık 3-4 yıl önce gezdiğim Pompei girişinde araç kuyrukları kilometrelere varıyordu. Yılda ortalama üç milyon ziyaretçi aldığını okudum sonraları Pompei’nin.

Hattuşa’dan sadece üç yıl önce, 1983’de UNESCO Dünya Kültür mirası listesine alınan Machu Picchu‘nun ziyaretçi sayısı, antik kente zararı olduğu düşüncesi ile günlük 2000’ lerden, 800’e düşürülmüş UNESCO’nun talebi doğrultusunda. 

Hemen yanı başımızdaki Persepolis’i, yılda ortalama 1.5-2 milyon kişinin gezdiği söyleniyor.

1986 yılında aynı listenin bir parçası olan Hattuşa’daki durum ise , yılda 150-200 bini geçmiyor ne yazık ki!…

Para bulunamadığı için Alacahöyük’ de 1907 yılında başlayan kazıların günümüze kadar ancak %15’nin tamamlanabildiğini, şu an ki çalışmaların da Japon Prensi’nin maddi desteği ile ve bir kaplumbağa hızında sürdüğünü söyledi rehberimiz.

Bir hazine sandığının üzerine oturup avuç açıp dilenen meczup dilencilerden hiç farkımız yok yemin ediyorum..!

Ata’nın Vizyonu ve Eti Müzesi

Oysa bizler, Ankara’nın 90 km ötesinde, Sakarya Meydan Savaşı’nın tüm hızıyla devam ettiği ve top seslerinin Ankara’ya ulaştığı günlerde, Ankara’da Anadolu Medeniyetleri müzesinin temelini oluşturan bir Eti müzesi kurulması emrini veren ve işgal güçlerine “Biz müzemizi de kurduk, bir ulus olarak geliyoruz . Bu toprakların geçmişi de geleceği de bizim.” mesajını gönderen bir ATA’nın evlatlarıyız, değil mi?

Ona layık olamamanın verdiği utançla gezdiğimiz antik kenti anlatalım biraz; 

Şehir Devletleri Kuruluyor

Kafkaslarda iklimin 1-1.5 derece soğuması ile göç etmek zorunda kalan halklar doğudan ve Batı’dan Anadolu’ya giriş yapar , şehir devletleri kurarak ilerler. Kimileri Batı‘da Truva’yı, kimileri Kayseri’de Kaniş krallığını ve kimileri de bugünkü Boğazköy yakınlarda yerleşimli bir halk olan Hattiler ile birleşerek Türklerin genetik miraslarını da taşıdıkları Hitit İmparatorluğu’nu kurarlar.

Hattuşa Antik Kenti

Hattuşa, Hattiler ‘in en önemli kentidir ve kelime anlamı “gümüş”tür. Bu nedenle Hattuşa tarihte, GÜMÜŞ ŞEHİR diye de bilinir.

Kent, bir yamaç üzerine kurulu Yukarı ve Aşağı şehir olmak üzere iki bölümden oluşur. Çevresi Çin Seddi benzeri sandık duvar tekniği ile örülmüştür Surların geçit verdiği yerlerde anıtsal Hitit kapı mimarisi örnekleri yer alır. Aslında toplamda altı tane olduğu bilinen bu kapılardan ikisinin yeri saptanamamıştır..

Hattuşa’nın Tarihi Kapıları

Arslanı Kapı
Arslanlı Kapı
  • 1-ARSLANLI KAPI
  • 2-Hitit- Mısır ilişkilerinden izler taşıyan SFENKSLİ KAPI,
  • 3-Yukarı kenti aşağı kente bağlayan poptern adı verilen ve askeri amaçla kullanıldığı sanılan 70 m’lik tünelin bulunduğu noktadaki YER KAPI ile
  • 4-Orijinali Ankara Anadolu Medeniyetleri müzesinde bulunan ve yerinde alçı kopya kabartmasının bulunduğu KRAL KAPI..
Yer Kapı
Yer Kapı

Hititlerde “kaya” kutsal olduğundan kapılar da özellikle kayadan yapılmış ve dini duyguları çok güçlü bu toplumda, taş işçiliği son derece ileri aşamalara taşınmış. Bunun izlerini Çorum’daki ve Anadolu’nun diğer müzelerindeki Hitit eserlerinde görmek mümkün..

Hititler’in Tarihi Mirasları…

Antik kentte kapılar dışında da görülebilecek pek çok eser var ; Mesela Mısır’a özgü sandığımız piramitlerin Anadolu’daki ilk örnekleri, dünyanın bilinen ilk kanalizasyon sistemi, döneminin en büyük mabedi, gizemli yeraltı geçitleri, tüneller, Kral II. Şuppiluliuma’nın icraatlarını anlatan hiyeroglifli oda, kraliyet sarayı, dünyanın ilk krallık muhafız birliklerine ait izler ile ilk açık hava tapınağı YAZILIKAYA.. 

İlk Piramitler Anadoluda
Piramidlerin Anadolu’daki ilk örneği

Yazılıkaya

Yazılıkaya, BİN TANRILI ŞEHİR olarak bilinen Hattuşa’nın dini merkezidir. Buradaki kabartmalardan yola çıkarak en büyüğü Fırtına Tanrısı Teşup olmak üzere ortalama 60-90 arası bilinen Tanrıları vardır. Ayrıca Hititler,egemenlikleri altına aldıkları toplulukları dini inançlarında özgür bırakmışlar, kendi tapınaklarını inşa etmelerinin yolunu açmışlar ve zamanla bu tapınakları elçilik binaları gibi de kullanmışlardır.

Ancak bu kadar tanrının olması Hitit’in koyu bir taassup içinde yaşayan bir medeniyet olduğu anlamına gelmez çünkü dünyanın en büyük kütüphanelerinden birinin kalıntıları da yine Hattuşa’dadır.

Semboller

Hititleri çoğumuz Ankara’nın, bir bisküvi markasının ve Ankara Üniversitesinin logosunda bulunan güneş kursundan tanıyoruz. Ancak bu sembol Hititlerden çok, kökenleri 5500 yıl öncesine uzandığı düşünülen Hattilere aittir. Tarihte daha çok Mithra adıyla anılan güneş kursunda dairesel biçim evreni, çevresindeki oklar güneşi, güneş çevresine yerleştirilmiş geyik barışı ve kuş da üremeyi simgeler. (Kaynak: Gizemli Yolculuk-Bilge ÖNGÖRE)

Güneş Kursu
Güneş Kursu

Hititlerin gerçek sembolü ise bugün Türk Tarih kurumunun da ambleminde yer alan “Çift Başlı Kartal” dır aslında.

çift Başlı Kartal
Çift Başlı Kartal

Çift Başlı Kartal, Hitit Tanrı ailesinin haberci kuşudur. Yeryüzü ile gökyüzü arasında gider gelir, iletişimi sağlar ( İslamiyet’teki Cebrail), ölülerin ruhlarını Tanrı katına taşır, sürekli uyanık kalarak kötülüklere karşı kralları ve insanları korur. 
Malatya Aslantepe’de ortaya çıkan bir kartal figüründe kartal bir başı ile ölünün başını yemekte diğer başından çıkan ruhunu da gebe bir kadının karnına doğru üflemektedir. Bu, Hititlerdeki yeniden doğuş (reenkarnasyon) inancının bir tasviridir aslında.

Gümüş Şehrin Mesajları

Hattuşa’nın,tam 4000 yıl öncesinden bugüne, bizlere verdiği pek çok mesajı var.Benim kendi adıma aldığım mesaj şu oldu;

Bin tanrılı bir şehirde, insanlar 450-500 yıl, barış ve kardeşlik içinde yaşıyor, bu süre zarfında dönemin süper gücü olmalarına rağmen bilinen tek bir büyük savaş (Kadeş Savaşı) görüyor ve o savaşı da Birleşmiş Milletler binasının duvarına asılacak kadar değerli bir pişmanlık belgesi (Kadeş Barış Antlaşması) ile noktalıyorlar.
Bugün onlarla aynı coğrafyada yaşayan, tek bir Tanrı’ya inanan, ilk çağdan bilgisayar çağına ulaşmış bizler ise o tek Tanrıyı, dinlere , mezheplere, tarikatlara bölünerek paylaşamadığımız, hepimiz onun sevgisine daha çok layık olduğumuzu düşündüğümüz için kavga ediyor, savaşıyor, sırf bu yüzden de taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmıyoruz….

Bence gidin siz de bir gezin bakalım, GÜMÜŞ ŞEHİR sizin kulağınıza hangi mesajlarını fısıldayacak?

Nisan 2019- Kervan41

2 thoughts on “Hattuşa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir