SULARA BIRAKILAN BİR DÜNYA MİRASI: HASANKEYF

Dicle üzerinde kurulan bir yerleşim yeri Hasankeyf. Bilinen tarihi 10 bin yıl öncesine kadar gidiyor.

Kentin, üzerinde kurulu bulunduğu kaya kütlesinin Dicle nehri tarafından aşındırılması sonucu meydana geldiği tahmin ediliyor. Antik kentin çevresindeki 6 bine yakın mağara, insan neslinin ilk yaşadığı yerlerden biri olduğunu gösteriyor.

1954 yılından itibaren gündeme getirilen sonra ertelenen, 2007 yılında yeniden gündeme alınan ve 2018 de bitecek olan Ilısu barajı nedeni ile kısa bir süre sonra sular altında kalacak olan bir medeniyetler beşiği

Kimlerin izleri yok ki bu topraklarda?

Tarih boyunca Bizanslılar, Sasaniler, Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler, Selçuklular ve Osmanlılar arasında el değiştiren kent, tüm bu medeniyetlere ait izler taşıyor.

Hasankeyf’e egemen olan devletler eskinin üzerine yeni taşlar koyup kentin zenginliğini arttırırken bir tek Timur, taş üstünde taş bırakmıyor ama kenti de yok edemiyor. 

Timur’un yarım bıraktığı işi biz tamamlayacağız hayırlısıyla, kısa bir süre sonra Hasankeyf’i sulara gömecek ve en barbar millet olarak tarih yazacağız.

Neleri mi yok edeceğiz bu vesile ile?

hasankeyf-sultan-süleyman-cami
Hasankeyf Sultan Süleyman Cami

1- Dev bir kaya kütlesi üzerindeki kaleyi, 
2- Kale üzerinde Eyyubilere ait Ulu Cami’yi, 
3- Büyük ve Küçük Sarayları,
4- Artuklulara ait Taş köprüyü,
5- Eyyubi Sultan Süleyman zamanında yapılan El-Rızk, Sultan Süleyman ve Koç Camilerini
6- Kimlere ait olduğu bilinmeyen kaya mezarlarını, kaya evleri, 
7- Ortaçağa ait üç üniversitenin kalıntılarını,
8- Kiliseleri, gizli geçitleri, su ihtiyacını karşılayan su yollarını,
9- Tüm yörenin buğdayının öğütüldüğü değirmenleri, 
10- Kaleden Dicle’ye inmek için oluşturulmuş 200 basamaklı merdivenleri…

Hasankeyf Taşköprü
Artuklulara ait Taş köprü
Yetmedi mi? Devam edelim o zaman;

11- Yüzotuz yıl başkentlik yaptığı ve kentin en parlak dönenimin yaşandığı Artuklulara ait darphaneyi (ki her yağmur yağdıkça kireç taşından yapılma kaya kütlesinden hâlâ daha sikkelerin döküldüğü söyleniyor). 
12- Romalılara ait çarşıları, hanları, hamamları…

Ahdettik, yemin ettik hepsini er ya da geç Dicle’nin sularında boğacağız !

Boğulacaklar listesinde neler yok ki!

İnsan türünün kökenine ait önemli ipuçları, tarımın başladığı topraklar, kışın sıcak, yazın serin tutan, ses yalıtımı olan, pratik bir aydınlatmaya sahip, yiyeceklerin bozulmadan yıl boyu saklanabildiği kilerlere sahip bugünün akıllı evlerinin prototipleri…

kiler
Mağara evlerin kileri

Neden gömüyoruz biz bütün bunları sulara sahi ? 

Maazallah ya birileri akıl eder de bu evleri elden geçirip turistlere kiraya verir, bölge ekonomisini canlandırır, tıpkı Venedik gibi kenti turist kalabalığına boğar ve turistten bunalan halkı göç etmek zorunda bırakırsa ya?!? 

mağara-evler
Hasankeyf Mağara Evleri

Hemen tedbir almak lazım, değil mi?

Ayrıca yöre halkı vahşi hayvan mı ki mağaralarda yaşasın? 

Devletimiz onları düşünmüş, mağaralarını 100 milyar saymış, üstüne ödeyecekleri 100 milyarla mis gibi TOKİ konutları veriyor. 

Evler, uzaktan bakınca Hasankeyf’in yanında biraz çirkince görünüyor ama olsun, mağarada yaşayanlar henüz farkında değil, zamanla görüp öğrenecekler, TOKİ konutlarında oturmanın ne kadar trend, ne kadar ayrıcalıklı bir şey olduğunu. 

Necip bir devletimiz var bizim!
Darius sağ olsa da görse bunları! 

Kim mi bu Darius ?

Mardin’in 30 km güneydoğusunda Oğuz köyünde adına kent kurulan (Dara Antik kenti) Pers Kralı 3. Darius. 

Ne mi yapmış bu Darius? 

Dünyanın ilk baraj teknolojisi bilgisine sahipken, Ilısu barajı gibi bir baraj kurmayı akıl bile edememiş ve insanları Mardin’den Dara’ya yürüterek, inşa ettirdiği Yerebatan Sarayından büyük sarnıçlarla halkın su ihtiyacını karşılamış, Hasankeyf’i yok etmek gibi çok kolay bir çözümü bile hayata geçirememiş, vizyonu kıt bir idarecilik anlayışını sergilemiş…!

Şakası bir yana acaba baraj kurma kararı alanlar, halk bu konuda ne düşünüyor diye merak ettiler mi?  Hasankeyf mi, baraj mı diye bir referandum yapmayı akıllarına getirdiler mi hiç ? 

Biz, gezimiz sırasında kendi çapımızda küçük bir araştırma yaptık. Bölgenin gönüllü rehberleri ile ve esnafla konuştuk.
Gördük ki Hasankeyf’in dramı her birini bir bilge haline getirmiş, bir yandan anlatıyor bir yandan (içleri kan ağlarken) bu trajikomik duruma gülüyorlar;

Mesela Artuklular döneminden kalma Taşköprü’ye Devlet trilyonlarca lira ödeyerek giydirme yaptırmış, suyun altında eriyip gitmesin, balık adamlar gelip ziyaret edebilsinler diye. (Kafanız karıştı değil mi? İnanın benim de çok.)

Yine bölgede Akkoyunlulardan kalan tek tarihi yapı olan Zeynel Bey türbesi, Hollandalıların desteği ile taşınmış. İçinde bulunduğu tarihi doku yok edildiğinde türbenin tek başına ne anlamı olacaksa artık??

Dedik ya rehber çocukların her biri zamanından önce büyümüş, birer bilge olup çıkmış diye;
Diyorlar ki; “Neden Mardin sürekli terör haberleri ile gündeme getiriliyor? Geldiniz, gördünüz. Var mı yaşadığınız herhangi bir sıkıntı?” Allah için yok.

Diyorlar ki; Hasankeyf, Gezi Parkı’ndan daha mı az değerli? O da bu ülkenin bir kültür mirası değil mi? Bu antik kentin doğru işletilmesi halinde gelecek olan gelir yalnız yöre ekonomisine mi katkı sağlayacak? Hasankeyf giderse zaten sınırlı geçim kaynakları olan bölge insanı ne iş yapacak? 100 milyarlık TOKİ borcunu nasıl ödeyecek??? 

Bilmiyoruz, verecek cevap bulamıyoruz…!

Çoban Ali

Bu gençlerden en bilge olanı ile giderayak tanışıyoruz. İsmi; Çoban Ali. 

Kalabalık bir ailenin oğlu. Hasankeyf’teki mağaralardan birinde doğmuş Çoban Ali,okula gidememiş. Kendi kendine okuma yazma öğrenmekle kalmamış, bölgenin çok kültürlü yapısı ve gelen giden turistler sayesinde 6 dil birden öğrenmiş. Turizm okumayı planlıyor ve çok hızlı konuşuyor.

Hızlı konuşmasını dil öğrenirken çok sayıda tekrar yapmasına bağlıyor ama bence tek sebep bu değil. Acelesi var Çoban Ali’nin. Hasankeyf için geri sayım başladı, zaman daraldı! Ali, gruptan gruba koşarak, bir parçası olduğu Hasankeyf’i 6 dilde anlatarak doğup büyüdüğü, kökleri, hatıraları olan toprakları koruyup kurtarmaya çalışıyor. Son bir çığlık atıyor sesini duyurabildiği herkese..!

Türkiye’yi gezerken hep kendimle şu çatışmayı yaşıyorum; Acaba Mehmet Ali Birand o nefretle hatırladığım cümlesinde haklı mıydı? “Türkiye Türklere bırakılamayacak kadar değerli bir ülke mi gerçekten?”
Sonra Çoban Ali gibilerini tanıyorum ve diyorum ki ; Türkiye sadece bazı Türklere emanet edilebilecek, çok değerli bir ülke….

Ekim 2017- Kervan41

hasankeyfte-son-durum
Hasankeyfte son durum

NOT: Ağustos 2019’da yaptığımız gezide rehberlerimizden aldığımız bilgiye göre; Valilik emri ile Hasankeyf 8 Ekim 2019’da kapatılıyor. Çarşı esnafına da 15 gün içerisinde dükkanlarını boşaltılmaları için talimat verilmiş. Üç ay sonra yeni köprünün yapımı biter bitmez Hasankeyf’e girişler tamamen kapatılacak ve bölge makus kaderine terk edilecekmiş.

2 thoughts on “SULARA BIRAKILAN BİR DÜNYA MİRASI: HASANKEYF

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir