Diyarbakır

Hafta sonu 3 günlük bir gezi kapsamında KERVAN 41 grubu ile Diyarbakır ve Mardin’i gezdik. İlk durak Diyarbakır idi.

Şehri gezdikten sonra Gazi köşkündeki “Eyvan Gecesi”ne katıldık. Köşkün müzisyenlerinin, grubu, grubun, müzisyenleri coşturduğu gerçekten çok keyifli bir geceydi. Program Diyarbakır türküleri ile başladı. Türküleri dinlerken fark ettim ki türküleri yakanlar duyguları düşünceleri, sevdaları, hüzünleri yanında şehrin ören yerlerini de konu olarak seçmişler kendilerine ve gönüllü turizm elçileri olarak şehirlerinin tanıtıma yıllar boyu dilden dile dolaşacak çok önemli bir katkı sağlamışlar aslında…

Bu türkülerden en bilineni, Suzan ve Adil’in aşkının konu edildiği “Kırklar Dağı’nın düzü” isimli türküdür.

Suzan Suzi

Suzan, Süryani bir ailenin bin bir adak, bin bir niyaz ile yıllar sonra doğan biricik kızlarıdır. Çift Suzan’a kavuşabilmek için her yıl belli aylarda Kırklar Dağı’ndaki Kırklar Meclisi’ne adaklar sunar ve sonunda da muradlarına ererler. (Türküde Kırklar dağı diye geçen yer, bugün Hevsel bahçelerine bakan yaklaşık 40 m’lik bir tepedir aslında.) 

Aile doğumdan sonra da adak geleneğini bozmaz ve teşekkür amaçlı ziyaretleri sürdürür. Suzan büyüyüp serpilince görev ona geçer. Ancak o, Müslüman komşularının oğlu Adil’e abayı yakmıştır. İki sevgili buluşma mekanı olarak da Kırklar Dağı’nı seçerler. Suzan bu buluşmaların heyecanı ile bir gün adağını sunmayı ihmal eder ve türküde “ziyaret” diye tabir edilen Kırklar’ın gazabına uğrar, çarpılır, aklını yitirir, yarı deli bir halde kendini Dicle’nin derin sularına bırakıverir, ardında nehir kıyısında sevdiğini bekleyen gözü yaşlı Adil’i bırakarak… 

Ancak Dicle aldığını geri vermez, halk da bu aşkı Suzan’ın ağzından yaktığı bir türkü ile günümüze dek yaşatır…

https://www.youtube.com/watch…

Gürcistan’da, Batum’da Azeri genç Ali ile Gürcü kız Nino’nun benzer bir kavuşamama öyküsüne ithafen yapılan ve çokça ziyaret alan bir heykel görmüştük.
Rehberimize Kırklar Dağı’nda Suzan ve Adil için yapılmış böylesi bir anıt, heykel veya simge var mı diye sorduk. Yokmuş.
Onun yerine Google’da Kırklar Dağı diye arama yaptığınızda ilk olarak karşınıza çıkan, metrelerce uzaktan seçilen, Hevsel Bahçeleri’ne nazır ve Diyarbakır’ın her yerinde görülen çirkin yapılaşmanın bir örneği, Kırklar Konakları yükseltilmiş.

kirklar-dagi
Kırklar Dağı

Sorduk Suzan’ı çarpan Kırklar, bu konakları tepenin bağrına bir bıçak gibi saplayanlara bir şey yapmış mı diye? Aldığımız cevap ilk defa iç ferahlatan türdendi; Konakların inşaatı gelen tepkiler yüzünden yarım kalmış, Çevre Bakanlığı yıkım kararı almış, müteahhitler mahkemelik olup kaçmak zorunda bırakılmışlar…

HEVSEL BAHÇELERİ

Türküde “Kırklar Dağı’nın düzü” diye bahsedilen yer, Hevsel Bahçeleri’dir. Bahçeler Diyarbakır surlarıyla Dicle nehri arasına göz alabildiğine uzanır. Tarımın anavatanı Mezopotamya’nın belki de en eski tahıl ambarı olduğu söyleniyor.

Bunun yanı sıra içerisinde 180’den fazla kuş türünün bulunduğu yaban hayatı barındırıyor, kuşların da göç yolları üzerinde..

Ayrıca amfibi türler, su samuru, Fırat kaplumbağası, tilki, sansar, sincap gibi pek çok memelinin de barınağı…

Eskiden tadı dillere destan olan Diyarbakır karpuzu da-kuşların göç yolları üzerinde bulunduğu için bolca güvercin gübresi içeren – bu topraklarda yetişiyormuş. Ama artık ne yazık ki bahçelerde karpuz tarımı çok azalmış durumda.

GAZİ KÖŞKÜ

Türkünün son dörtlüğünde adı geçen Gazi Köşkü, 15 yy. da Akkoyunlular tarafından yaptırılmış. Önceleri Semanoğlu Köşkü olarak biliniyor. I. Dünya Savaşı’nda karargah olarak kullanılınca 1935’de belediye tarafından satın alınıp Atatürk’e armağan ediliyor.

İki katlı bir yapı. Bir kısmı, bizim de Eyvan Gecemize ev sahipliği yapan lokal tarzında işletilirken, diğer tarafında da Atatürk’e ait belgeler, eşyalar ve fotoğrafların sergilendiği bir müze yer alıyor.

Büyük usta, rahmetli Yaşar Kemal “Türkü Türklerin, Şarkı Şarklıların, Kürdi Kürtlerin müziğidir.” derdi.

Türküler Anadolu’nun bağrından çıkmış, bizi bize anlatan gezdiğimiz yerlerde bizlere hem rehberlik, hem yoldaşlık eden kültürümüzün ve geleneğimizin ayrılmaz, vazgeçilemez bir parçası. Kulak verip dinlediğimizde, horlayıp yok saymadığımızda onlardan öğreneceğimiz ne çok şey var…

One thought on “Diyarbakır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir